Eurovision’da Unutulmaz Anılarım – 1

Bu yazıyı okuyan ve yarışmayı belki Hadise’nin katıldığı sene olan 2009’da izlemeye başlayan genç jenerasyon için çok anlam ifade etmeyecek ancak benim için özel olan bir anımı kaleme almak istedim.. 

​ ​2008 yılında yarışma Rusya’nın galibiyeti ile tamamlanmış ve yarışma Moskova’ya taşınmıştı.  Yılbaşı gecesi (2008-2009) TRT yarışmada yarışacak şarkıyı ve şarkıcıyı açıklamış, o zamanlar Türkiye’de yeni yeni ünlenen Hadise oldukça güzel bir şarkı ile ülkeyi temsil edecek diye gururlanmıştım.  

​Tabii benim yarışma ile ilgili tutkum, sadece Türkiye ile sınırlı değildi. Genel anlamda yarışmayı seven biri olarak, o zamanki sınırlı imkanlarla internet üzerinden ülkelere ve temsilcilerine yönelik araştırmalara başlamıştım.  

​80’lerde çocukluğunu ve 90’larda gençliğini yaşamış biri olarak kendi jenerasyonum için (biraz da müzik merakı varsa) Patricia KAAS büyük bir ses ve de sanatçıydı. Hatta bu güzel bayanın 1988’de çıkarttığı “Mademoiselle Chante” albümünü o dönem Fransa’da yaşayan bir akrabam vasıtasıyla temin etmiş, plağını günlerce dinlemiş, anlamadığım dilde şarkı söyleyen bu karizmatik sese bir nevi aşık olmuştum. 

​Ve Fransa o sene yarışmaya, Patricia KAAS ile katılma kararı alınca, yarışmaya ilişkin beklentim katlanarak artmıştı. 

​O zaman EBU tarafından şu anda olduğu gibi yarı finaller, provalar sosyal medya mecralarından paylaşılmıyor ve fanlar da eğer yarışmayı yerinde izlemiyorsa, yarışma gecesini bekliyordu.  

​Fransa EBU kurucusu olduğundan her yıl olduğu gibi direkt finalde yarışıyor ve ‘Kabere’ kültüründen gelen, büyük bir müzik geçmişine sahip gizemli kadın, sahneye yanlış hatırlamıyorsam 3. sırada çıkıyordu. Şarkı tipilk denilebilecek bir Patricia KAAS şarkısıydı. O koca sahnede tek başına bir mikrofonla duran büyük yetenek için, sesini göstermeye yetecek olan bu aparat (mikrofon) fazlasıyla yeterli görünüyordu. 

​İş yerinden arkadaşlarıma bir nevi zorla izlettiğim o gece televizyon karşısında ben nasıl hayranlıkla onu izliyorsam, yarışmanın yapıldığı salondaki tüm seyircilerin aynı hislerle sahnedeki bu devasa kadına baktığını hissediyordum… 

​Şarkının anlamı derindi. Ama onu daha da derin ve etkileyici yapan performans sahibinin duruşu idi. Şarkı bitmiş ve sanatçı reveransını yaptığında tüm salonla birlikte ben de ayağa fırlamıştım. 

​Gözlerimi dolduran sahnedeki büyük yeteceğin gösterdiği sadelik değil, performans sahibinin o hissiyatı bizlere ulaştırmasıydı.  

​İşin garip yani ülkemde çoğu insanın yerini bile gösteremeyeceği görevimle ilgili olarak bulunduğu coğrafi noktada, sadece bu yarışma sayesinde onlarca insanı aynı yere toplayıp bu anı yaşama arzuma ortak etmiştim. Göz yaşlarımı silerken yakın bir arkadaşımın bana şaşkınlıkla baktığını farketmiş ve ona hissettiklerimi  anlatmaya çalışmıştım. Ne kadar başarılı olduğumu hatırlamıyorum. 

​Evet yarışmayı Patricia KAAS kazanamamıştı belki, ve sahnede sesini bile doğru düzgün duyamadığımız temsilcimizin Avrupa’daki Türk diasporasının desteğiyle aldığın sıranın bayağı altında yarışmayı 8. sırada bitirmişti.  

​Ama yarışmanın bir görsel şov haline döndüğü son yıllardaki ülkeler ve temsilcilerine, aslında sahnede tek başına da nasıl etki oluşturabileceğini göstermesi açısından KAAS’ın bu yarışmaya katılması çok daha etkili bir şeydi.  

​Eurovision Şarkı Yarışması biz fanlar için hiç bir zaman sadece bir ses yarışması olmamış, kültürlerin, dillerin birbirine harmanlandığı bir platform olmuştur. İnsanları bir araya toplayarak bir kaç saat ya da bir kaç günlüğüne olan bitenden, belki sıkıntılarından uzaklaştıran bu güzel ambiyansa, ülkemizinde yakın gelecekte yeniden dönmesi ve Eurovision sahnesinde Patricia KAAS gibi dev sanatçıları yeniden görebilmek umuduyla… 

​Eurovisionla Kalın, Evde Kalın!

Alper Yaman

 

Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com