BÜLEND ÖZVEREN: “EUROVISON’A KATILACAĞIMIZI DÜŞÜNMÜYORUM”

  Duayen sunucu Bülend Özveren EurovisionDream Instagram hesabımızda yaptığımız canlı yayın konuğu oldu. 

    Eurovision Şarkı Yarışması’na Türkiye’nin katılmasını sağlayan, eşsiz anlatımlarıyla hafızalarımıza kazınan usta sunucu Bülend Özveren önceki akşam Instagram sayfamızda gerçekleştirdiğimiz canlı yayına konuk oldu. Bu şekilde bir canlı yayını ilk kez yaptığını söyleyen Özveren sorularımızı içtenlikle yanıtladı. Eurovision’a yeniden katılmamız için TRT yetkilileri ile görüşmediğini, yakın gelecekte de yarışmaya katılacağımızı düşünmüyorum dedi. Yarışmaya katılmasak bile TRT’nin yayınlamasının reyting için önemli olduğunu dile getirdi.

   Eurovision Şarkı Yarışması’na ilk katıldığımız 1975 yılında ulusal finalde oylama sisteminde olan hatayı şu sözlerle dile getirdi. “Yarışmayla ilgili her şeyi düşündüm fakat bir şeyi düşünemedim. Sonuç yüzde elli halk jürisi, yüzde ellisinin ise profesyonel jüri tarafından verilen oylarla belirleniyordu. Sonuçlar geldiğinde birden fazla birincinin, ikincinin olduğunu gördük. O zamanın TRT Genel Müdürü Rahmetli İsmail Cem sonucu kura ile belirleyin dedi. İki kağıttan birini boş bırakıp, diğerine çarpı işareti koyduk. Cici Kızlar boş olanı çekti. Yarışmaya Semiha Yankı gitti.” dedi.

Bülend Özveren 2019’da Cnn Türk’te yayınlanan Hafta Sonu programında jürilerin puanlar konusunda anlaştığını söylemişti. Türkiye’de böyle anlaşmalar yapıldı mı diye sorduğumuzda ise “Bizzat ben yaptım.” diyerek samimi bir itirafta bulundu. “3-4 puan alışveriş yapalım. Bunu birincilik için değil Türkiye puan alsın diye yapıyordum.” dedi.

 

 

  Bülend Özveren ilk kez Sertab Erener ile birinci olduğumuz 2003 yılında Riga’da yaşadığı bir anısını anlattı. Canlı yayın başlamadan önce Kıbrıs Rum Kesimi muhabiri onu yanına çağırarak “Az önce Kıbrıslılara’a kısa bir yayın yaptım. Ey Kıbrıslılar, az sonra yarışma başlayacak. Güzel şarkılar var, ama içlerinde bir tanesi var, Türkiye’nin şarkısı. Türkiye’yle aramızda sorunlar var, bu akşam onları bir kenara bırakın, içinizden geldiği gibi davranın.” dediğini ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin bize ilk ve son kez 8 puan verdiğini ve bu sayede yarışmayı kazandığımızı söyledi. “Sertab Erener müthiş bir soprano, şarkısı iyiydi ve dört dansçı da çok iyi dans etti.” diye  konuştu. Birinciliği beklediğini, yayın sırasında ilk üçe girersek şaşırmam, tersi olursa şaşırırım demiştim dedi.

  Ben Türk’üm Türkçe konuşurum.” diyerek Türkçe konusundaki hassasiyetini dile getiren Bülend Özveren Eurovision Şarkı Yarışması’na İngilizce şarkıyla katılmamız gerektiğinin bir kez daha altını çizdi.  Yarışmayı izleyen 40-45 ülkenin aynı zamanda oy verdiğini, şarkıların ne anlatmak istediğini anlarlarsa daha iyi olacağını söyledi.

    Medyada ulusal finallerde jüriye baskı yapıldığı konusunda bazı haberler çıkmıştı. Böyle bir şeyin olup olmadığını sorduk. “Hayır jüriye hiçbir şekilde baskı yapılamaz. Bu mümkün değil. Hepsi değerli müzisyenler, değerli insanlar. Ben de oradaydım, böyle bir şeye şahit olmadım, görmedim” diyerek bunun doğru olmadığını söyledi.  2005 Eurovision’da Türkiye’yi temsil edecek şarkının belirlenmesi için yapılan ulusal finalde yarışan şarkıların hiçbirinin bizi temsil edemeyeceğini söylediğini ve bunu yapılan toplantıda da dile getirdiğini anlattı. Ukrayna’da yapılan yarışma finalinde Gülseren “Rimi Rimi Ley” adlı şarkıyla yarışmış, 92 puan alarak 13.sırada yer almıştı.

    Tek seçici kurul olsaydınız, Türkiye’den kimi seçerdiniz sorusuna Eurovision’a katılacak kişinin bazı kriterlere sahip olması gerektiğini, bir bayan sanatçının bizi temsil etmesinin daha uygun olduğunu söyledi. “Sıla’yı seçerdim. Sesi, fiziği ve sahne tecrübesiyle bunun için uygun bir kişi. Birkaç kere bunu dile getirdim, ama Sıla kabul etmedi.” dedi.

  Eurovision Şarkı Yarışması’nda aklınızda kalan sevdiğiniz bir şarkı var mı? sorusuna yayın sırasında her zaman sakin olduğunu ama 2012 yılında İsveç adına yarışan Loreen’in “Euphoria” adlı şarkıyı söylerken yerinde duramayıp oturduğu yerde dans ettiğini söyledi.

   Türkiye dışında yaşamak zorunda kalsaydınız nerede yaşamak isterdiniz diye sorduğumuzda Fransa’nın tarihi, kültürel yapısını  çok sevdiğini söyledi. İsminizin bir yere verilmesini ister miydiniz sorusuna “İsmimin memleketim İstanbul’da bir caddeye verilmesi beni mutlu eder.” dedi.

Bizi kırmayıp, canlı yayınımıza katıldığı için Sayın Bülend Özveren’e bir kez daha çok teşekkür ediyoruz.

Haber: PIRIL SONER

Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com